Duyurum Var: OGZKritik.com!

ogzkritik
Sonunda bitti!

Evet gerçekten bitti. Bu da pek çok aklımı kemiren fikir gibi yitip gidecek sandım ama olmadı. Şu an insanın başladığı bir işi bitirebilmesinin keyfini yaşıyorum.. Bilemiyorum sizler için bu ne anlam ifade ediyor ama benim için değeri büyük. Ne olduğunun, ne işe yaradığının veya sebebinin önemi yok, önemli olan tamamlanmış olması..

Aynı zamanda özgürlüğümü de ilan ediyorum. Sonuçta aklımda kalan bir uğraş takıntılık yapıyor zamanla. Onu bitiremeden başka bir şeyle ilgilenmek istemiyorum.. Bekleyen nice oyun, film, kitap..vs var sırada ama son zamanlar hepsini görmezden geldim. Şimdi ise sabırsızlıkla hangisinden başlayacağımı düşünüyorum. : )

Hobi

Herkesin boş zamanlarında yapmaktan keyif aldığı hobileri vardır. Benim de var. Ama bunlardan biri bazılarına garip geliyor..

Bir şeyler tasarlamak, kod yazmak, ufak bir şeyi projelendirmek, üzerinde kafa patlatmak, yeni teknolojiler öğrenmek.. Tamam ama, bunlar karşılığında bir şey elde etmeyi ummadığım işler olunca, “ne diye uğraşıyorsun ki” tepkileri ile karşılaşıyorum. Gerçi sık sık kendime de söylüyorum ve inanın ne hedeflediğimi ben de bilmiyorum..

Neden?

Bu zamana kadar iş hayatı dışında pek çok fikir üzerinde kafa patlattım. Gel gör ki bunların pek çoğunu rafa kaldırdım veya çöpe attım. Bu süre içersinde de şunu farkettim; eğer yaptığım işin karşılığında somut bir karşılık veya beklenti yok ise, projeyi tasarlarken aldığım keyif onu yaparkenki süreçte yavaş yavaş eriyor ve ne zaman angarya işlemler başlıyor, o noktada pes ediyorum. Çabuk pes eden birisi sayılmam ama iş hayatı yoğun geçen, ondan artakalan vaktini de ailesiyle geçirmeyi seven biri olarak bir yerden sonra enerjimin tükendiğini farkediyorum. Zaten çalışmalarım uzadıkça araya başka aktiviteler de giriyor. Dedim ya keyfi bir uğraş diye, o yüzden ertelemek de kolay oluyor, vazgeçmek de..

Peki neden uğraşıyorum? Neden ekstra yoruyorum kendimi? Pek çok kere sorguladım bunu ama açıkcası bir sonuca ulaşamadım. Birşeyler yapabileceğime inandığım ama bu hevesimin iş hayatındaki gündelik monoton işlerle köreltildiğini düşündüğüm için belki. Emin değilim.. Veya kendime bile itiraf edemediğim birşeyler kanıtlama ihtiyacı. Hiç bir fikrim yok, tek bildiğim bu lanetten kurtulamıyorum. Ne zaman daha da elimi bir şeye sürmeyeceğim desem, illa bir yerden etkilenip kendimi bir şeyler tasarlarken buluyorum..

Neyse çok uzattım, bu kadar özeleştiri yeter, hem şu an keyfim yerinde, bunalıma bağlamayalım durduk yere. : )

Fikir

OGZKritik yaklaşık 3 sene önce çıkmış bir fikir. Oyungezer dergisi ile ilgili düşüncelerimi daha önce şuraya karalamıştım. En sevdiğim keyiflerimdendir, tekrar aynı şeylerden bahsetmeyeyim..

Sanıyorum bir şeyler yapsam ama ne yapsam dediğim bir dönemdi. Oyungezer sayılarına tek tek göz atıyordum. Zaman zaman eski sayıları kurcalayıp, o günleri yad ederim ama bu sefer durum farklıydı. Hatırladığım kadarıyla güzel olduğunu düşündüğüm bir oyunun incelemesini arıyordum. Oyun indirimdeydi ve alacaktım. Almadan önce son bir kez incelemesine göz atmak istedim. Zaten alışkanlık oldu, bir oyuna başlamadan veya başladıktan kısa bir süre sonra hemen gidip onun incelemesini bulur tekrar okurum. Artık ne kadar uzun süre harcadıysam o incelemeyi bulmak için, “keşke dijital olarak” bütün incelemeler bir yerde bulunsa da ordan arayıp; hangi sayıda olduğunu, kimin incelediğini, kaç puan verildiğini falan bulsam diye düşündüm.. Sonra bunu neden ben yapmıyorum ki dedim. Doğrusu bir meşgale arıyordum ve bu da bana sebep oldu. Hah işte fikir buradan çıktı. : )

İsim

Uzun süre ortada bir isim yoktu. Çok sonraları abidik gubidik bir iki şey bulmuştum ama hiçbiri içime sinmemişti. En son metacritic‘den esinlendiğim OGZKritik isminde karar kıldım.

Hoş, bu proje farklı isimlerle tam iki kere neredeyse son dokunuşları esnasında çöpe gitti. Gerçekten de OGZKritik üçüncü bir New Project‘in son halidir. Daha önceki versiyonlar ya gereğinden fazla karmaşa içersinde, ya da ne yaptığımı bilmediğimi geç keşfettiğim deneyimlerdi. Biraz fazla mı takıntılıyım bilemiyorum ama içime sinmeyen bir işi sonlandıramazdım, hele ki bu işi keyfi yapıyorsam..

Uzun mu sürdü?

Peki bu 3 sene sürecek bir çalışma mı derseniz, kesinlikle hayır derim. Sorun; boş vakitlerimde yaptığım, ödülü olmayan bir iştigali savsaklamak ile alakalı. Aslında teknik anlamda bir kaç haftada bitecek bir çalışma bu. En çok vakit alan ise dergi içeriklerini girmek oldu. Şu ana kadar tam 86 sayı, 1681 inceleme kaydettim. Ve bunları bizzat kendim girdim. Angarya bir iş bu. Bu yüzden bir başkasından isteyemezdim. Zaman zaman eski sayılardaki incelemelere göz atmanın tadını çıkardım, zaman zaman da bunaldım, ne yapıyorum ben dedim. Ama bu da tek başına bu kadar uzun sürmesi için sebep olamazdı. Dedim ya 2 kere çöpe attım projeyi.. Hah işte o her çöpe atışımın arkasından, hadi en baştan demem kısa sürede olmadı. Epey umursamadığım bir fikir olarak kaldı hafızamda. Saçma buluyordum, hem bana ne oluyordu ki? Ama sonra şunu farkettim; ben bu işi ticari bir kaygı duymadan, keyfimce yapıyorum. Amacım elimdeki kısıtlı imkanlar ve veriler ile güzel bir şeyler ortaya çıkarabilmek. Varsın görmezden gelinsin, varsın gülünsün, ben bu işi yaparken keyif alıyor muyum? İşte bu sorunun cevabı yeterliydi ki tekrar başladım. Hatta yaklaşık bir sene önce baba oldum. Hayatıma çok büyük bir sorumluluk ve anlam eklendi. Bazı ertelemelerimin bu gelişmeyle de çok ilgisi var. Neyse o farklı bir yazının konusu.. : )

Tasarım

Tamam son halinin altyapısını kısa bir sürede yazdım ama işin bir de görsel boyutu vardı. Tasarım, uzmanlık isteyen apayrı bir konudur. Her ne kadar eğilimleri kısmen takip etsem de tasarım araçlarından (Photoshop, Illustrator..vs) pek anlamam, kullanamam. En önemlisi ise fazla tecrübem veya teknik bilgim olmadığından, yan yana iki rengi uydurabilmem bile saatlerimi alır ki onu da her zaman beceremem. Ee konu web olunca da görsellik ön planda olmalı. Yani konu önemli ama bu projeyi bir başkasına nasıl anlatabilirdim, kime emanet edebilirdim..

İşe biraz gizem katmaya çalıştım, bilmiyorum oldu mu : ) ama aradığım kanı uzaklarda aramam yersizdi. Yaptığı işleri takdir ettiğim, tasarımcı ve sanat yönetmeni olarak çalışmalar yapan kardeşim bana derman olabilirdi. Derhal Furkan‘a gidip kafamdakileri anlattım. Artık ırsi midir nedir, onun da benzer duygularla yaptığı pek çok proje vardı. Dahası sevdiğim, yaptıklarını ve yapabileceklerini bildiğim biri ile çalışmak paha biçilemezdi. Tereddütsüz “yapalım abi” dedi. Gerçi son iş değişikliğinden sonra epey yoğun çalışıyor olması, bir araya gelmemizi bir hayli zorlaştırıyordu ama yine de kırmadı beni. Hatta ne zaman şurayı şöyle değil böyle yapalım desem, bence olmaz ama bir deneyelim dedi. Öyle de sever abisini. : )

Kısaca tasarım aşamasında her ne kadar fikirlerim olsa da kararların tamamı Furkan’a aittir ve pek de içime sinmiş, çok da güzel olmuştur. : )

OGZKritik

www.ogzkritik.com

Kısaca OGZKritik; Oyungezer okurlarına yönelik, dergide yer alan incelemeleri indeksleyen, kendi çapında bir platformdur. Oyungezer ile bir bağlantısı veya ticari bir kaygısı yoktur. Tamamen sevenleri tarafından geliştirilmiştir..

Bu arada lütfen düşüncelerinizi paylaşmaktan çekinmeyin;

OGZKritik İletişim Formu

OGZKritik Anket

Toparlarsak

Aklımın bir köşesini kemiren bir uğraştan keyifle kurtuluyorum en nihayet. Bilmiyorum dergi tayfası veya okurları ne der. Emin değilim nasıl karşılanacağından. Bu sadece iki kişinin elinden çıkmış bir proje. Umarım severler diyerek de sonlandırıyorum yazımı. Okuduğumuz için teşekkürler.. : )

Güncelleme (06.01.2015)

OGZKritik yayınlandıktan kısa bir süre sonra okuyuculardan ve yazarlardan çok olumlu tepkiler aldı. Bu beni çok mutlu etti. Hatta Oyungezer Online’da haberi, sosyal medya platformlarında da duyurusu yapıldı. Sadece teşekkür etmek istedim. : )

İlgili Haber: İki OGZ Okurundan Müthiş Bir Proje: OGZKritik