Oyungezer bir keyif

od_ogz

Her ne kadar oyunlara karşı bakış açısı zamanla değişmiş olsa da oyun dergilerinin garipsenmediğini söyleyemem. Bir kısmına çocukça geliyor, diğer bir kısmına da gereksiz..

Eskiden oyunlar hakkında bilgi sahibi olmak zordu, evet ama artık internetin cebimize kadar girmiş olması ile insanlar merak ettikleri oyunların ekran görüntülerine, oyun içi videolarına veya oyuncu yorumlarına anında ulaşabiliyorlar.

Dahası günümüzde pek çok oyun inceleyen internet sitesi de mevcut. Hatta bazıları eskiden basılı bir yayın iken karar değiştirip sadece internet üzerinden yayın yapma kararı almış.

Peki artık dergiler gereksiz mi?

Buradaki ilk handikap zaman. Bir oyunun çıkışından hemen sonra o oyun hakkında pek çok bilgiye internetten ulaşabiliyoruz ama bir dergi takip ediyorsak, incelemesi için beklememiz gerekiyor ki bu dergiler -genelde- aylık çıkıyor. Peki bir oyun hakkında erkenden bilgi sahibi olmak veya o oyuna hemen erişebilmenin bir getirisi var mı? Arkadaşlarınıza hava atmak dışında, eğer o oyun çevrim içi oynanıyor ise; ona ne kadar erken erişirseniz, kendinizi daha çok geliştirmiş oluyor ve bu da rakiplerinize karşı bir adım önde başlamanız anlamına geliyor. Bu bazı arkadaşlar için çok önemli olabiliyor..

Tabi bu noktada oyuna erken sahip olan her zaman kazanıyor, bunun dergi ile tek başına bir bağlantısı yok. Sonuçta indirim bekleyip, 1 sene sonra oyunu alan da çevrimiçi musabakalarda milletin tozunu yutuyor (aha ben!). Yapacak bir şey yok. : )

Bir diğer konu da görsel ve işitsel içerik. Bunlar -her ne kadar muazzam tasvir edilmiş olsalar da- dergilerde göremediğimiz veya görsek de detay yoksunu olarak karşımıza çıkmaktalar. Detaylı ekran görüntüleri, oynanış videoları, ses efektleri, müzikler..

od1

Ama..

Tabiki genelleme yapıyorum ama bir de şu var; internette yer alan içerikler çabuk tüketiliyor. Hakkı verilmiyor. Hadi okumayı seviyorsunuz diyelim, bir makale okurken ne kadar çabuk dikkatinizin dağıldığını düşünün. Hatta bir süre sonra hızlıca yazının geri kalanına göz atıp kendinizi bir anda sosyal medyada gezerken bulduğunuzu itiraf edin. Ama kitap veya dergi okurken hayal gücünüz ile başbaşa daha(!) izole bir ortamdasınız. Bu konu dijital yayınlar basılı yayınlara karşı başlığı ile uzayıp gider ama bahsetmek istediğim şu; basılı bir yayına, dijital kaynaklardan daha çok değer veriyoruz istemsizce. Elbet zamanla dijitale doğru yönelecek herşey ama en azından şu sıra biraz eski kafalı olmak daha iyi sanki. : )

Bunun dışında göreceli de olsa, dergide yazanlar daha bir seçkin oluyor. Kabul etmek gerek ki internette üretmek, tüketmek kadar kolay. Bu yüzden başvurduğumuz kaynakları ince eleyip sık dokumak gerekiyor.

Aslında..

Bu şekilde başladım yazıya ama “o mu bu mu” meselesi değil konu. Şu an yerli yabancı pek çok oyun inceleme ve haber sitesi mevcut. Onları takip etmek de gayet eğlenceli, ve eğer gündemi anlık takip etmek istiyorsanız da gerekli. Ama bu dergilere ihtiyaç yok demek değil. Onun yeri ayrı, tadı farklı.. Bana sorarsanız biri için daha fonksiyonel, diğeri için de daha bi keyifli diyebilirim. (android vs ios : ))

Lafın özü şu, oyun dünyasını seviyorsanız; sevdiğiniz, yorumlarına güvendiğiniz, sektöre hakim insanları takip etmek; oynadığınız oyunlara farkında olmasanız da bir anlam katıyor diye düşünüyorum. Yapımcının gözünden görebilmeyi, verilen emeği, oyundaki ince detayları, anlatılmak istenen ama kaçırdığınız mesajları, esinlenilen diğer sanatsal faaliyetleri, kullanılan teknolojiyi, oyundan daha çok keyif almanızı sağlayacak ipuçlarını, ilgili oyunun geçmişi ve gelişimini gibi pek çok şey öğreniyor ve böylece oyun için harcadığınız vakti daha bi’ anlamlı hale getiriyorsunuz. Bunu yapmak için hangi mecrayı kullandığınız farketmez; bu bir internet sitesi olabilir veya bir dergi, olmadı bir YouTube kanalı. Önemli olan kendinize yakın hiseetiğiniz bir mecra olsun. İnanın oyunlardan alığınız keyif misli misli artacaktır.

Ben yıllardır sektörü takip ederim. Her ne kadar takip ettiğim internet siteleri olsa da dergi okumak daha çok hoşuma gidiyor. Oyun dergileri ile tanışmam ise 98 yılına dayanıyor..

Başa alalım..

İlkokul 5. sınıfı bitirdikten sonra Anadolu Lisesi’ne girip hazırlık okuyanlardanım. İlkokulu ve hazırlığı Balıkesir’de okumuştum ama babamın tayini Kocaeli’ne çıktığı için, o yaz taşınacaktık ve ayak altında dolaşmayayım diye beni Kütahya’da -rahmetli- babaannemin yanına bırakmışlardı. O zamana kadar oyun konsollarına olan ilgim bir hayli fazlaydı. Teknolojiyi seviyordum. Hem bu sebeple (veya oyalansın diye?) hem de bu işte gelecek var diyerek, o yaz beni Kütahya’da bir bilgisayar kursuna yazdırdılar. Bilgisayar ile tanışmam bu şekilde başladı..

od4

Kurs

Kursta MS-DOS öğretiyorlardı. Sonlarına doğru da Windows 3.1.. Sınıfta en küçükleri bendim.

Anlatılanları çarçabuk yapıp eğitmenlerden gizli (en azından ben öyle zannediyorum) oradaki bilgisayarlarda oyun oynuyordum. Daha doğrusu çabalıyordum. Sonuçta bu bilgisayarlarda oyun yoktu. Hatta bir şey yükleme iznimiz dahi yoktu. Bu yüzden tek disketlik, kurulum gerektirmeyen oyunları denerdim.

od3

Diskete Oyun Yükletmek

Oyunları bilgisayarcılardan temin ederdim. Çok eğlenceliydi, giderdik bir bilgisayarcıya bize bir liste uzatırdı. İçersinde oyun isimleri, türü ve kaç diskete sığacağı falan yazardı. Tabi oyun ismi pek bir şey ifade etmezdi, nasıl etsin? Ama tür bölümünde atlamalı-zıplamalı, ateş etmeli-ilerlemeli, bulmaca, x oyununa benzer gibi şeyler yazardı. Çok hatırlamıyorum ama burada yazılan o ufak bilgiler ile oyunu alır, içinden nasıl bir şey çıkacağı merakı ve heyecanı ile evin yolunu tutardım. Aslında tek düşündüğüm bir an önce kursa gidebilmekti. : )

od2

Şimdi bunlar insanı gülümsetiyor elbet ama o zamanlar internet yok, bilgiye ulaşmak zor. Bize yol gösteren bir tek dükkan sahipleri var. Onlar piyasaya hükmediyor. Bir oyuna güzel diyorlarsa güzeldir. Karşı koymak ne haddimize.. : )

od5

Bilgisayar Dergileri Keşfi

Bir süre sonra bilgisayar dergilerinin varlığını keşfettim. Bir kerede üç dergi birden aldığımı hatırlıyorum. Chip, PCnet ve Level.

Chip ve PCnet‘in benzer içerikleri vardı, sevmiştim. İlk zamanlar her yazılanı anlamıyordum. Yabancı olduğum pek çok tabir vardı. Zamanla konuya dahil oldum. Ama bana katkılarının bir hayli fazla olduğunu söyleyebilirim. Genelde Chip’i tercih ediyordum. Şimdilerde ara sıra inceliyorum, ilgimi çeken birşeyler varsa alıyorum..

od8

Level

Bunların yanında Level bir oyun dergisiydi ve o zamanlar ebeveynlerin oyunlara karşı bakışı, çok da olumlu değildi. Babama Level aldırabilmek için zaman zaman çok dil döktüğümü hatırlıyorum. Ama sonraları ilgimi görmüş olacak ki her istediğimde almıştı.

Ağustos 98‘de aldığım ilk sayının girişinde Sinan Akkol Yazı İşleri Müdürü olmuş ve dümene geçiyordu. İlk defa gördüğüm bu isim bana o zaman bir anlam ifade etmiyordu tabi, ama zamanla kendisi dergideki en sevdiğim yazar olacaktı. Ve sanıyorum o günden bu güne kalan tek isimdir kendisi. Neyse bu sayede hoş bir tesadüf ile oyun dergisi maceram da başlamış oldu..

Oyungezer

Level’ı 2000 yılına kadar sık sık, sonrasında 2008’e kadar da kesintisiz her ay aldım. Bu zaman zarfında pek çok yazar tanıdım. Sonra bir gün en sevdiğim yazarların bir bölümü Vogel’in yaklaşımı ve bir takım sıkıntılardan dolayı rahatsız olduklarını belirtip Level’dan ayrıldılar. (31 Ağustos 2007) Şok olmuştum. Tamam hala sevdiğim bazı yazarlar kalmıştı ama Sinan Akkol olsun, Tuğbek Ölek olsun yoklardı. Çok geçmeden yeni bir dergi yapacakları haberi geldi. Bu güzeldi. Rekabet en kötü kalite getirir diye düşündüm. Çok geçmeden, Kasım 2007’de Oyungezer adıyla yeni bir dergi çıktı. İlk 5-6 ay her iki dergiyi de aldım. Sonra benzer içeriğe sahip iki dergi takip etmek anlamsız gelmeye başladı ve tercihimi Oyungezer’den yana kullandım.

Oyungezer’i ilk sayısından bu yana kaçırmadan alıyorum. Hoş, artık öyle bir koşturmacanın içersindeyim ki anca 2 sayı geriden takip edebiliyorum. Yine de alışkanlık oldu; her ay dergi çıkar çıkmaz alıp, önce bir göz gezdiriyorum ama önceki sayılarla işim bitmeden ellemek istemediğimden -aylarca beklediğim bir oyunun incelemesi olsa bile- itinayla bir kenara ayırıyorum.

Bana Oyungezer’i neden aldığım veya ne anlam ifade ettiği sorulsa, herhalde vereceğim ilk cevap keyifli bir alışkanlık olacaktır.

Artık her ay hangi oyunların çıkacağını, üç aşağı beş yukarı hangi puanları alacağını ve hatta oyunların neye benzeyeceğini bilerek bekliyorum dergiyi. Ama hala sabırsızlıkla bekliyorum. Çünkü yüzümdeki tebessümü eksit etmeyen o samimi yazılar içersinde, yıllardır tanıdığım insanların o ayki oyunlar hakkında ne düşündüklerini merak ediyorum. Beni tanımazlar ama ahbaplığımız o satırlarda gizlidir. Nasıl oldu anlamadım ama geçen onca yıl sonra bir bağ oluştu benle bu sayfalar arasında. Ve gerçekten emin değilim bu bağ kopar mı veya koparsa ne zaman kopar. Bunu zaman gösterecek ama sanıyorum Sinan abi bu işten ne zaman sıkılır ise, herhalde ben de o zaman sıkılacağım. : )

Toparlarsak

Şimdi düşünüyorum da bu dergiler ile büyüdüm resmen. Ortaokulu, liseyi bitirdim, üniversiteyi kazandım, ilk defa ailemden uzaklaştım, yurtlarda sürün.. aman kaldım, iş hayatına başladım, eve çıktım, sonra taşındım, iş değiştirdim, şehir değiştirdim, evlendim, askere gidip geldim, baba oldum ve daha niceleri.. Her daim yanımdaydılar. Beraber büyüdük resmen. Pek çok etkileri oldu hayatıma. Hatta şu an yaptığım işi seçmemde yol gösteren onlardı (eh biraz dolaylı ama olsun : )). Ben de onların evrilmesini, olgunlaşmasını izledim. İşte bu yüzdendir ki bu dergiler benim için çok değerli..

Bu yazıyı da yazmak istedim, içimden geldi, hem kim bilir belki yakın zamanda bir şeyin duyurusunu da yapıyor olacağımdır.. ; ) Neyse Oyungezer’e bir sürprizim olsun diyerek yazımı sonlandırayım en iyisi.. : )

  • Eser Güven

    İyi ki forumda linkini vermişsin bu yazının, çok güzelmiş :)

    • http://www.brkshn.com/ Burak

      Teşekkürler.. :) Sizlerden böyle bir yorum gelmesi ayrı bir mutluluk sebebi :)

  • Pingback: Duyurum Var: OGZKritik.com! | Burak Sahin()